26 Temmuz 2012 Perşembe

Garanti’den %0.99 Faiz ve 9 TL Dosya Masraflı Bayram Kredisi



Garanti Bankası’ndan yapılan yazılı açıklamada, bayrama kadar sürecek kampanya kapsamında ihtiyaç sahiplerinin, 3 bin TL kredide, yüzde 0.99 faiz ve 9 TL dosya masrafı ile kredi kullanabileceği, daha yüksek tutarlı kredi ihtiyacı olanların ise düşük faizli ve masraflı, 60 aya varan vadelerde 50 bin TL’ye kadar bayram kredisi seçeneğinden yararlanabileceği belirtildi. 

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Onur Genç, yaptığı değerlendirmede, müşterilerine ihtiyaç duydukları krediyi, en kolay ve ödenebilir şekilde vermeyi amaçladıklarına işaret ederek, “Ramazana özel hazırladığımız Bayram Kredisi sayesinde, müşterilerimiz hem düşük faiz oranlı krediden hem de düşük masraf fırsatından aynı anda faydalanabilecek. Üstelik, ‘tam destek’ özelliği sayesinde, krediyle ilgili farklı ihtiyaçlara çözüm sunuyor. Müşterilerimiz için en uygun kredi seçeneklerini geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.





25 Temmuz 2012 Çarşamba

Kredi Kullanacaklara Yeni Bir Masraf

Bankalar, ticari kredi kullanan tüketicilerden dosya masrafı ve sigorta masrafının dışında “kredi tahsis ve değerlendirme” ücreti adı altında yeni bir masraf almaya başladı.

 6 ayda bir kesilen kredi tahsis ücreti bankadan bankaya farklılık gösteriyor ve 250 TL-2.500 TL arasında değişiyor. Ticari krediler ardından konut kredileri, ihtiyaç kredileri gibi bireysel kredilerde de tüketiciler sürpriz masraflarla karşılaşabilir.

Tüketicilere “Bankaların hangi uygulamalarından şikayetçisiniz?” diye sorsak büyük ihtimalle ilk iki yanıt şu olur: Kredi kartı aidatı ve hesap işletim ücreti. Bu iki konuda çok sayıda müşteri bankalarıyla davalık olmuş durumda. Açılan davaların çoğu müşteri lehine sonuçlansa da bankalar “Hayır kurumu değil, ticari bir kuruluşuz. Bedava hizmet veremeyiz” görüşünü savunuyor. Bankaların son zamanlarda başlattıkları yeni bir uygulama, yine müşteriler ile bankaları karşı karşıya getirmeye aday. Geçtiğimiz yıllarda sadece birkaç bankanın uyguladığı ve ticari kredilerden aldığı “kredi tahsis ücretini” şimdi çok sayıda banka hayata geçirdi. Kesinti hem de öyle tek sefere mahsus değil. 3 ayda bir örneği de olsa genellikle 6 ayda bir kesiliyor. Kesinti yapılan tutar kart aidatı ya da hesap işletim ücretlerinden çok yüksek.

Ücretler 250-2.500 TL Aralığında Değişiyor

Örneğin 50 bin TL tutarında alınan bir ticari kredi için, 6 ayda bir 250 TL kesen banka da var 500 TL kesen de. Bu tutar 2 bin 500 TL’ye kadar çıkıyor. Şirketi için 120 bin TL kredi kullanan bir işadamı “kredi tahsis ve değerlendirme” adıyla kendisinden 3 ayda bir 250 TL alındığından şikayetçi. Yani 18 ay vadeyle alınan bu kredi için işadamı vade sonunda toplam 1.500 TL + BSMV ödeyecek.

Bu kesintiler müşteriler için tam bir sürpriz oluyor. Çünkü kredi alındığı esnada hiçbir bilgi verilmiyor. Kredi için en başta dosya masrafı da ödeyen müşteri bu ücretten kesinti yapıldığı anda haberdar oluyor. Peki bankalar ticari kredilerden neden bu kesintiyi yapmaya başladı? Düşen kredi faiz oranları ortamı ve azalan gelirler bankaları yeni arayışlara itti. Faiz dışı gelirlere yönelen bankalar da kredi verirken izledikleri iş akış sürecinin her aşamasını ücretlendirme çabasına girdi.

Bu örnek belki konunun daha rahat anlaşılmasına neden olabilir: Kredi vermeden önce bankacılar müşteri ziyaretine gidiyor. Sonra alınan başvuru mali tahlil bölümüne gönderiliyor. Ardından kredi tahsis bölümünün onayı alınıyor ve pazarlama departmanında kredi kullandırılıyor. İşte bu akış içerisinde bankalar “her hizmet” için masraf alma eğiliminde. “Kredi tahsis ve değerlendirme ücretinin” 6 ayda bir alınmasının nedenine gelirsek; bankalar verdikleri kredileri 6 ayda bir revize ediyor. Yani ilk defa veriyormuş gibi dosyaları yeniden inceliyor. Dolayısıyla yeniden çalıştırılan mekanizma için tekrar ücret alınıyor.

Bankalar Masrafta da Rekabet Ediyor

Son yaşanan uygulama bankacılıkta rekabetin her zaman tüketici lehine sonuçlanmadığını gösteriyor. “O banka alıyor, ben de alayım” anlayışı, faizlerin daha da düştüğü bir ortamda konut kredisi ve ihtiyaç kredisi kullananlar da önümüzdeki günlerde yeni yüklerle tanışabilir.

Toplam Kredi Hacmi 6 Temmuz 2012 İtibarıyla 679 Milyar 715 Milyon TL

Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 1 haftada yüzde 0,44 düşerek 6 Temmuz 2012 itibarıyla 744 milyar 800 milyon liraya geriledi. Kredi hacmi 29 Haziran'da 748 milyar 112 milyon lira düzeyindeydi.
 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) haftalık bültenine göre, mali kesime verilen kredilerin toplamı bu dönemde yüzde 8,84 azalarak, 16 milyar 553 milyon liradan 15 milyar 89 milyon liraya düştü.

Bankacılık sektörünün mali kesim hariç toplam kredi hacmi de 6 Temmuz 2012 itibarıyla 679 milyar 715 milyon lira olarak belirlendi. Söz konusu rakam 29 Haziran itibarıyla 682 milyar 910 milyon lira seviyesindeydi. Böylece bir haftada yüzde 0,47 düşüş kaydedildi.

Mali kesim hariç sektörün spot kredi toplamı ise bir haftada yüzde 4,14 düşerek 88 milyar 408 milyon liradan 84 milyar 745 milyon liraya geriledi.

Tüketici kredileri
Katılım bankaları dahil, mali kesim hariç tüketici kredileri bir haftada yüzde 0,10 oranında artış göstererek 179 milyar 70 milyon liradan 179 milyar 243 milyon liraya çıktı.

Tüketici kredilerinin 78,5 milyar lirasını konut kredisi, 7,5 milyar lirasını taşıt kredisi, 64,5 milyar lirasını ihtiyaç kredisi, 28,6 milyar lirasını da diğer krediler oluşturdu.

Bir haftalık süreçte katılım bankaları dahil taksitli ticari krediler toplamı da 82 milyar 273 milyon liradan 82 milyar 175 milyon liraya düştü. Taksitli ticari kredilerdeki gerileme yüzde 0,12 oldu.

Bireysel kredi kartları kullanım tutarı ise 6 Temmuz itibarıyla 63 milyar 18 milyon lira olarak hesaplandı. 29 Haziran'da 63 milyar 156 milyon lira olarak hesaplanan söz konusu tutarda, bir haftalık süreçte yüzde 0,22 düşüş oldu.

Müşteri tasarruflarının yüzde 81'i bireysel kredilere gidiyor.
 
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, bankacılık sektörü ile ilgili sıkıntıları dile getirdi. Keskin müşteri tasarruflarının yüzde 81'nin bireysel kredileri gittiğini açıkladı.

Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) ilk yarıyıl değerlendirmesine göre, Haziran'da bireysel kredilerin TL tasarruf mevduatına oranı yüzde 81 olurken, bu, TL tasarrufların yüzde 81'inin bireysel kredi kullanımına gittiği anlamına geliyor.

TBB'nin ilk yarı değerlendirmesi ve beklentileri, Genel Sekreter Ekrem Keskin tarafından düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Türkiye ve uluslararası alandaki gelişmelere yer verilen değerlendirmede, büyüme hızının yıllık bazda ilk yarı sonunda yüzde 5 civarında olduğu, tasarruf açığında yavaş da olsa düşüş görüldüğü, cari işlemler açığının daha düşük, sermaye girişinin de daha yavaş olduğu ifade edildi.

Enflasyonda düşüşün başladığı, yıl sonunda hedefe doğru yaklaşma eğiliminde olduğu vurgulanırken, bütçe açığının geçen yıla göre daha yüksek, hedefin bir miktar üzerinde seyrettiği, kamu borç stokunun GSYH'ya oranının düştüğüne işaret edildi.

Bankacılık sektöründe faiz oranlarında yatay seyir gözlenirken, eğilimin aşağı yönlü olduğu, para piyasalarının geçen yıla göre daha istikrarlı bir seyir izlediği, para talebindeki artışın yavaş olduğu ve GSYH'ya oranının düştüğü belirtildi.

Değerlendirmede, zorunlu karşılıkların bir bölümünün yabancı para olarak tutulmasının TL üzerindeki baskıyı hafiflettiği, likiditeye katkı sağladığı ve bilançoyu etkilediğine dikkati çekilirken, bankacılıkta aktif büyümesinin reel olarak oldukça hızlı yavaşladığı, özellikle tüketici kredilerinde kredi büyümesinin yavaşladığı kaydedildi.

Faiz Oranları Yatay Seyrediyor Eğilim Aşağı Yönlü

Tahsili gecikmiş alacak oranında düşüşün durduğu ve yukarı yönlü baskının olduğu belirtilirken, TL mevduatındaki artışın yavaş, yabancı para mevduatında ise artışın daha hızlı olduğu, mevduatın vadesinin 3 ay düzeyinde kaldığı, tahvil ve bono ihracının hızlandığı, kar hacminin yeniden artmaya başladığı, sermaye yeterliliği rasyosunun sınırlı da olsa düştüğü, Basel II uygulamasının etkisinin sınırlı olacağının tahmin edildiğinin altı çizildi.

Fonlama faizinde eğilimin aşağı yönlü olduğu, reel faiz oranının son çeyrekte yükseldiğine işaret edilirken, hem kredi faiz oranları hem mevduat faiz oranlarının yatay seyrettiği, eğilimin her ikisinde de aşağı yönlü olduğuna dikkati çekildi.

Merkez Bankası Politikasında Bir Miktar Esneme Olabilir


Merkez Bankası'nın geçtiğimiz Eylül ayından itibaren, son üç çeyrekte daha sıkı para politikası izlediğinin altı çizilen değerlendirmede, sonraki dönemlerde bu eğilimin daha dalgalı, ama istikrarlı bir görünüm sergilediği, son zamanlarda aşağı yönlü bir eğilimin olduğu, bugünkü Merkez Bankası toplantısından da bir miktar daha esnemenin olabileceği yönünde beklenti bulunduğu ifade edildi.

Bilanço büyümesinin yavaşladığının altı çizilen değerlendirmede, bilanço dağılımının oldukça hareketli olduğu, 2012 Mayıs itibariyle likit değerlerin payının azalarak yüzde 13, menkul kıymetlerin payının azalarak yüzde 22 olduğu, kredilerin payının ise büyüdüğü bildirildi.

Kredilerdeki büyüme hızının yavaşlamasına rağmen aktifteki diğer kalemlere göre daha hızlı büyüdüğü, yüzde 58'lik payın bankacılık sistemi açısından son yıllarda gerçekleşen ''en yüksek düzey'' olduğu vurgulanırken, bankaların kredi verme politikalarıyla ilgili eleştirilerde bu göstergenin çok dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

TL Tasarrufların Yüzde 81'i Bireysel Kredilere

Tasarruf ve bireysel krediler arasındaki geçişe işaret edilen değerlendirmede, Haziran'da bireysel kredilerin tasarruf mevduatına oranının yüzde 56 olduğu, bireysel kredilerin TL tasarruf mevduatına oranın ise yüzde 81 olduğu, yani TL tasarrufların yüzde 81'inin bireysel kredi kullanımına gittiğine dikkati çekildi.

Performans göstergelerine bakıldığında ise tahsili gecikmiş alacakların kredilere oranının Mayıs 2012 itibariyle yüzde 3 civarında olduğuna işaret edilirken, özkaynakların toplam aktiflere oranının yüzde 12'ler düzeyinde devam ettiği, net kar/özkaynak karlılığının yüzde 13,6, net kar/toplam aktif oranının ise yüzde 1,7 düzeyinde olduğu belirtildi.

Kredilerde kurumsal ve bireysel kredi oranlarının dağılımının Mayıs itibariyle aynı olduğu ifade edilirken, geçen yılın Haziran ayı itibariyle yüzde 14 olan kredi büyümesinin bu yılın aynı döneminde yüzde 10'da kaldığı, bireysel krediler geçen yılın ilk yarısında yüzde 19 büyürken, bu yılın ilk yarısında yüzde 8 büyüdüğü bildirildi.

Sorunlu Kredilerde Yukarı Yönlü Baskı Daha Fazla Hissedilecek

Kredi riskine bakıldığında sorunlu kredilerin toplam kredilere oranındaki düşüşün bu yılın ilk yarısında durduğu, hatta KOBİ ve tüketici kredilerinde yavaş da olsa bir artış olduğu (sırasıyla 3,2'den 3,3'e ve 1,9'dan 2'ye çıktı), kredi kartlarında aşağı yönlü eğilimin devam ettiği kaydedildi.

Ekonomik yavaşlamanın sorunlu krediler üzerinde baskı yaptığı, ancak bunun beklenenden daha az olduğu yönünde bir beklenti bulunduğu ifade edilen değerlendirmede, ikinci yarıda yukarı yönlü baskının daha fazla hissedileceğinin tahmin edildiğine dikkati çekildi.

Bankalar Riskleri Daha İyi Fiyatlamaya Başladı

Bankaların özkaynak karlılığının reel olarak daha iyi olduğu, bankaların riskleri daha iyi fiyatlamaya başladıkları, kredi hacmi büyüme hızı düşse dahi, faiz marjları sayesinde daha olumlu etkinin söz konusu olduğu vurgulandı.

Sektörde çalışan ve şube sayısının arttığı, ancak 2011'e göre daha yavaş bir seyir izlediği belirtilirken, Haziran sonunda istihdamın 183 bin kişiyi, şube sayısının kalkınma bankaları dahil 10 bini geçtiği ifade edildi.

İkinci yarıdan beklentilerde tasarruf dengesinde iyileşmenin sürmesi gerektiğinin altı çizilirken, büyümenin yüzde 4 civarında olmasının beklendiği, son aylarda gözlenen sermaye hareketlerindeki eğilimin büyümeyi yukarı yönde etkileyeceği, para politikasında kontrollü bir gevşeme beklendiği, mevcut koşullarda kredi büyümesinin yüzde 15-18 olması, yıllık karın yüzde 10 artması, özkaynak karlılığının ise yüzde 13,5-13,8 civarında olmasının öngörüldüğü bildirildi.

Gündemdeki Konular


Sektörün gündemindeki konulara da değinilen değerlendirmede, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki değişikliklere uyum sürecinin söz konusu olacağı, özellikle Borçlar Kanunu'nun bankacılığı ilgilendiren bölümlerinin bankaların aktif kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğinin düşünüldüğüne dikkati çekildi.

Önümüzdeki dönemde dünya ekonomisindeki toparlanmayla birlikte ipotekli konut finansmanında ikinci piyasanın oluşturulmasının çok önemli olduğu, konuya ilişkin raporun hazırlandığı ve bu yöndeki çalışmaların sürdüğü de belirtildi.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, SPK'nın Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği ile ilgili ''Uluslararası düzenlemelerde bu konuda öngörülen hususların birçoğu BDDK'nın Kurumsal Yönetim İlkeleri Yönetmeliği'nde var. Dolayısıyla, bu konu onlar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir'' şeklindeki önerilerini sunduklarını ve ikinci yarıda konunun ele alınabileceğini bildirdi.

Keskin, TBB tarafından hazırlanan ''Bankacılık Sektörü 2012 İlk Yarıyıl Değerlendirmesi''ni açıkladığı basın toplantısında soruları yanıtlarken, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği'nin bankalar için uygulanmasının 2013'e ertelendiğini hatırlattı.

Bu konuda SPK Başkanı ve yöneticilerin bankalardan görüş beklediklerini, Tebliğ'de gelen görüşlerle birlikte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile de görüşerek bir düzenleme olabileceğinin sinyalini verdiklerini ifade eden Keskin, önerilerini SPK'ya sunduklarını bildirdi.

Keskin, ''Önerimiz şu; uluslararası düzenlemelerde bu konuda öngörülen hususların birçoğunun BDDK'nın Kurumsal Yönetim İlkeleri Yönetmeliği'nde var. Dolayısıyla, bu konu onlar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir' dedik. Önerilerimizi çok yakın bir zamanda gönderdik. Bize 'ikinci yarıda ele alacağız' demişlerdi'' diye konuştu.

Tedirgin Eden Genel İşler Şartlarıyla İlgili

Borçlar Kanunu'nda ise bankacılık sektörünü ilgilendiren iki önemli konu bulunduğunu, bir tanesinin genel işlem şartları olduğunu ifade eden Keskin, şöyle konuştu:

''Düzenlemede bankaları tedirgin eden konu şu; genel işler şartlarında diyor ki 'Müşterinizle oturun, kredi sözleşmesini detaylı olarak çalışın. Müşteriniz bu sözleşmenin her bir maddesini kabul ettiğine dair size teyit versin. Bunlar yapılsa dahi sözleşmede müşteri aleyhine olan maddeler geçersiz sayılır.' AB uygulamalarında birçok ülkede genel işlem şartları tacirler arasında uygulanmıyor.

Uygulanan ülkelerde ise 'Eğer sözleşmede karşı tarafın durumunu olağanüstü olumsuz etkileyecek bir madde varsa...' diyor. Dolayısıyla bankacılık sektöründe bu konudaki itirazların kaynağı şu; bankaların alacaklarını tahsil etmesini düzenleyen yasalar çok uzun sürelerde yanıt veriyor.

Bir tacir genel işlem şartlarına uygun olarak sözleşmesini yapmış, ama karşı tacire zarar verecek bir madde var, buna rağmen tacirler kabul etmişler. 'Bu bana zarar verdi, bu sözleşmenin bu maddesi geçersizdir' dediğinde geçersiz hale geliyor. Bu nedenle fevkalade olumsuz. Bir yandan bankaların sermaye yeterliliğinin yüksek olmasını, bilançolarının dengeli, aktif kalitesinin yüksek olmasını istiyoruz. Ama bir yandan aktif kalitesini olumsuz etkileyebilecek bir düzenleme olarak bu hususu gündeme getiriyoruz.''

Kefalet Sözleşmesi

İkinci unsurun kefalet sözleşmesi olduğuna dikkati çeken Keskin, ''Kanunla '10 yıldan daha uzun vadeli kefaletler geçersizdir' dendi. Şu anda diyelim ki 15 yıllık kredi verdiniz ve 15 yıllık kefalet aldınız. Bu kanunla birlikte 15 yıllık kefalet geçersiz oluyor'' şeklinde konuştu.

Bu durumda sözleşmeye imza atan tarafla yeni bir kefalet sözleşmesi yapılabileceğini, ancak 'vermem' demesi halinde kredinin kapatılacağını kaydeden  Keskin, ''Şu anda bankalar harıl harıl bu konularla uğraşıyor ve bu konuların yaratacağı sonuçlarla ilgili çalışıyor'' dedi.

Hizmeti Alan Bedeli Ödemezse Almayanlar Öder

Ekrem Keskin, bankaların verdiği hizmetler karşılığında aldıkları ücretlere ilişkin bir soru üzerine, bankacılık sektöründen hizmet alanların bu hizmetin bedelini ödememeleri halinde bunun bedelinin bu hizmeti almayanların ödeyeceği, yani hizmetin bedelinin ücret halinde ödenmemesinin bankalara faiz marjı olarak yansıyacağı şeklinde sektörde bir yaklaşım bulunduğunu söyledi.

Bundan dolayı faizin yüksek olmasının yatırımı, istihdamı ve üretimi olumsuz etkileyeceğine dikkati çeken Keskin, hizmet alanın kendi aldığı hizmetin bedelini ödemesinin doğal bir unsur olduğunu ifade etti.

Zorunlu Karşılıklara Faiz Verilmesi Talebimiz Devam Ediyor


İpotekli konut finansmanında ikinci piyasanın oluşturulması için raporun da hazırlandığını, bu konudaki çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Keskin, Türkiye'de uzun vadeli kaynak bulunmadığını, şu anda uluslararası piyasaların son geldiği noktanın  konut finansmanına dayalı ihracı henüz mümkün kılmadığını, ancak bu dönemin hazırlıklar için uygun olacağını vurguladı.

Keskin, bir soru üzerine, bankaların zorunlu karşılıkların düşürülmesi ve zorunlu karşılıklara faiz verilmesi talebinin devam ettiğini de sözlerine ekledi.

24 Temmuz 2012 Salı

Yeni KDV Uygulaması Konut Sektörünü Derinden Etkileyecek



Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, Ankara’da konut üretiminin önümüzdeki yıllarda azalacağını söyledi.

Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Konutta uygulanan teşvikler ve kolaylıklar sebebiyle Ankara’da son 10 yıl içerisinde kiracı sayısının azaldığını, ev sahiplerinin ise arttığını belirten Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, konutta uygulamaya konulan yeni mevzuat ve uygulamaların Ankara’da konut üretimini olumsuz yönde etkileyeceğini söyledi.

Konut kredisi faiz oranlarının düşük olması, maliyetlerin gerçekçi olması sebebiyle 2011 yılında Türkiye’deki konut satışlarının 2010 yılına göre daha verimli geçtiğini ve satışlarda yüzde 17 oranında bir artış gerçekleştiğini ifade eden Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, “2010 yılında Türkiye genelinde yaklaşık 357 bin adet konut satılmış iken, 2011’de 420 bin adet konutun satışı gerçekleşmiştir. Mütekabiliyet yasası sebebiyle İstanbul ve kıyı bölgelerinde konut satışlarında canlılık devam edecektir. Yine Kentsel dönüşüm sebebiyle deprem riskinin büyük olduğu şehirlerimizde inşaat sektörü canlılığını devam ettirecektir. Fakat bunların dışında kalan yerlerde konut üretimi KDV uygulamaları, rayiç bedelleri, yükselen inşaat maliyetleri sebebiyle azalacaktır. Bu illerin başında ise Ankara gelecektir. 2006 yılından bu yana her yıl 500 binin üzerinde konut üretilmektedir. Yapı ruhsatı istatistiklerine göre, 2010 yılında ruhsat verilen konut sayısı 800 bini aşmıştır. 2011 yılında ise bu sayıda yüzde 20 oranında bir düşüş gerçekleşmiş, 2011 sonu itibariyle belediyeler tarafından ruhsat verilen konut sayısı 640 bin civarında kalmıştır. 2012 yılında bu düşüş devam edecektir” dedi.

Ankara’daki konut sayısının 1 milyon 20 bin olduğunu sözlerine ekleyen Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, 600 bin kişinin ev sahibi olduğunu 320 bin kişinin kiracı olduğunu, 38 bin kişinin lojmanlarda kaldığını 56 bin kişinin ise ev sahibi olmamasına rağmen kira ödemediğini söyledi. Can, “Ankara bir öğrenci şehri olması sebebiyle kiracılarının içerisinde öğrenciler önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda yap sat müteahhitlik hizmetlerini artması, konut üretiminin tahminin üzerinde çoğalması, gecekondularının yıkılarak modern konutların yapılması kiracı sayısını azaltmıştır. Konut fiyatları artmaya devam ederse, insanların yeni konut alma şahsı azalacaktır. KDV’nin konut fiyatlarına eklenmesi ile Ankara’da konut fiyatları yüzde 20 civarında artacaktır” şeklinde konuştu.

Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, Ankara genelinde 1 milyon 20 bin civarındaki konutun büyük çoğunluğunun üç oda bir salon olduğunu belirterek, “571 bin konut üç oda bir salon iken, 302 bin konut iki oda bir salon, 77 bin 500 konut bir oda bir salondan, 8 bin 300 konut 1 odadan, 60 bin konut ise 5 ve üzeri odadan oluşmaktadır. Bu da gösteriyor ki, Ankaralılar genellikle 3 oda 1 salondan oluşan konutları tercih etmektedirler. Fakat önümüzdeki dönemde yükselen fiyatlar sebebiyle insanlarımızın alım gücü düşecek ve daha çok 2+1 evler tercih edilir olacaktır. Bu düşüşün bir sebebi de ailelerin küçülmesi olarak karşımıza çıkacaktır” dedi.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Çin'de Faizlerin Düşmesi Konut Fiyatlarnı Arttırdı

Çin'in başkenti Pekin'de konut fiyatları yüzde 0,3 oranında artarken, Şanghay'daki fiyatlar bir önceki aya kıyasla yüzde 0,2 arttı. Çin, Konut fiyatlarını düşük tutmak için iki yıldır emlak piyasasında kısıtlayıcı önlemler alıyordu.

Çin'de Faizlerin Düşmesi Konut Fiyatlarnı ArttırdıBununla birlikte Çin ekonomisinde yılın ikinci çeyreğinde gözlenen yavaşlama nedeniyle, büyümeyi teşvik edici önlemler alınıyor.

Faiz Oranlarında İki Kez Düşüş 
Çin Merkez Bankası'na son aylarda faiz oranlarında düşüş iki kez yaşandı. Yorumcular, bu sayede ve diğer adımlar ardından konut fiyatlarındaki düşüşün durdurulduğunu kaydediyor. Şanghay'daki Standard Chartered kuruluşundan Lan Shen, "Faizlerin düşürülmesi ve piyasaya yeniden güven gelmesiyle, konut satışlarının toparlanacağı kanısındayız" dedi.

Ekonomiyi Canlandırmanın Tek yolu
Credit Suisse'in Hong Kong'daki ekonomistlerinden Jinsong Du ise "ekonomik veriler zayıf seyretmeye devam ederse yetkililer tek gözlerini kapatıp, konut fiyatlarının artmasına izin verecek. Zira kısa erimde ekonomiyi canlandırmanın tek yolu bu" dedi ve Emlak fiyatlarının yüzde 10 oranında artabileceğini, ama ekonomide istikrar sağlanırsa Çin yönetiminin emlak piyasasına yeniden el koyabileceğini belirtti.

Resmi rakamlara göre Haziran ayında yeni konut fiyatları yalnızca 21 kentte düştü. Reuters'in yayımlanan verilere dayanarak yaptığı hesaplamaya göre, ülke çapındaki konut fiyatları, geçen yıla kıyasla yüzde 1,5 düşüş kaydetti.
Konut Fiyatları Açıklanmıyor
Çin'de artık ulusal düzeyde konut fiyatları açıklanmıyor; bunun yerine bazı kentlere ilişkin veriler yayımlanıyor. Küresel kriz ardından Çin'de altyapı ve İnşaat projelerine büyük harcamalar ayrılmasıyla, Emlak Fiyatları yükselmeye başlamıştı. Yorumcular emlak piyasasındaki spekülasyonların fiyatlarda patlama yarattığını; bu yüzden de yetkililerin fiyatları frenlemeye yöneldiğini kaydediyor. Başbakan Wen Jiabao da, belli başlı kentlerde emlak fiyatlarının düşmesi gerektiğini vurgulamıştı.

20 Temmuz 2012 Cuma

Konut Kredisi Faiz Oranlarındaki İndirim Yarışı Devam Ediyor


Temmuz ayı başında başlayan bankaların konut kredisi faiz oranlarındaki indirim yarışı 20 Temmuz 2012 Cuma haftasında da devam etti
Temmuz ayı başında başlayan bankaların konut kredisi faiz oranlarındaki indirim yarışı 20 Temmuz 2012 Cuma haftasında da devam etti
20 Temmuz 2012 Cuma itibariyle 2 banka faiz oranlarında indirime gitti.  Abank 60 ve 120 ay vadede faiz oranını 1.18’den 1.14’e, DD Mortgage ise 60 ay vadede oranını 1.00’dan 0.99’a, 120 ay vadede ise 1.03’ten 1.01’e indirdi.
Bankaların yaptığı indirimle beraber 21 bankanın (Halkbank, DD Mortgage, Yapıkredi, Denizbank, TEB, Türkiye Finans, Albarakatürk, Anadolubank, Citibank, Finansbank, Ziraat Bankası, Garanti, Tekstilbank, HSBC, İşbankası, Abank, Vakıfbank, Kuveyttürk, Şekerbank, Akbank, İngBank) 120 ay vadede konut kredisi faiz oranları ortalaması 1.19 olurken, 5 yıl vadede oran 1.15 düzeylerinde seyretti. Faiz oranları 5 yıl vadede bankalar arasında 0.99-1.34, 10 yıl vadede 1.01-1.34 aralığında değişkenlik gösteriyor.
Banka ortalamasına göre 10 yıl vadede 100 bin TL konut kredisinin aylık taksiti 1.570 TL, 5 yıl vadede ise 2.316 TL oldu. Ödenecek toplam faiz ise 10 yılda 100 bin TL konut kredisi için 88.345 TL, 5 yıl için 38.988 TL.

17 Temmuz 2012 Salı

İcradan Alınan Evlere Konut Kredisi Alınabilir mi?

KrediPazari.com’un Ankara 22. İcra dairesinden edindiği bilgilerle 'İcradan satılan evlere konut kredisi alınabilir mi? sorusuna cevap aradı.
İcra dairesince satışa sunulan gayrimenkuller farklı kanallardan icra dairesine ulaşır. KrediPazari.com’un Ankara 22. İcra dairesinden edindiği bilgilere göre
taşınmazlar 3 durumda icra dairesinde satışa konu oluyor:
1) Bankadan ipotek karşılığı alınan ve ödemesi yapılmayan kredilerden (konut kredisi veya ipotek karşılığı bireysel finansman kredisi)
2) Tüketicinin 2. Kişilere olan borçlarının ödenmediği durumlarda başlatılan haciz işlemlerinden,
3) İzale-i Şuyu davası konularından (Ortak bir mülk için , ortaklardan birinin ortaklığı sona erdirmek için açtığı dava)

Her üç durumda da amaç, borçlunun borcunun tahsil edilmesidir.
Birinci durum tüketicinin gayrimenkul satın almak için bankadan konut kredisi kullandığı ancak borcunu çeşitli nedenlerden dolayı ödeyemediği durum olarak açıklanabilir. Tüketici kredi taksitlerini iki ay üst üste ödeyemediği durumunda gayrimenkulü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelir. Gayrimenkul, borç karşılığında bankaya ipotek olarak verildiği ve banka borç bitene kadar gayrimenkulün gerçek sahibi olduğu için gayrimenkulün borca karşılık icra kanalıyla satışı gündeme gelebilir.

Gayrimenkulün Açık Arttırmada Yöntemiyle Satışa Sunulması

Kredi borcuna karşılık icra kanalıyla satışa çıkarılan gayrimenkul, açık arttırma yöntemiyle satışa sunulur.

Satış işlemi için ihaleye katılacak kişilerden gayrimenkulün değerleme fiyatının %20’si nakit veya teminat mektubu olarak alınır. Gayrimenkul açık arttırma ile satışa sunulur ve en yüksek fiyatı veren kişi ihaleyi alır. İhaleye 7 gün içinde itiraz edilebilir. İhaleye katılanlar ihalede usulsüzlük olduğunu beyan ederek veya tapu üzerindeki diğer hacizlerden kaynaklı nedenlerden dolayı satışa itiraz edilerek ihalenin feshi davası açabilir. 7 günlük süreç içinde satışa itiraz olmaz ve dava açılmaz ise ihaleyi alan kişinin 10 gün içinde paranın kalan kısmını (%80’inin) icra dairesine ödemesi gerekir. Örnek olarak, ihale satış işlemleri ayın 10’unda yapıldı ise 20’sinde paranın kalan kısmının ödenmiş olması gerekir.

Tapuda Tescil İşlemleri

İhaleyi alan kişi paranın tamamını belirlenen 10 gün içinde ödedikten sonra icra dairesi yetkilileri tapu dairesine, ihaleyi alan kişi adına tescil işlemlerinin yapılabilmesi için bir yazı hazırlar. Bu yazı genelde ihaleyi alan kişiye, tapu dairesine iletmesi için elden verilir. Yazı tapu dairesine ulaştıktan sonra tescil işlemleri gerçekleştirilir ve gayrimenkulün yeni sahibi ihaleyi alan kişi olarak belirlenir.

İhaleyi Kazanan Kişi Konut Kredisi Kullanabilir mi?

Satış gerçekleştikten sonra ihaleyi kazanan kişi , sahip olduğu gayrimenkul için konut kredisi kullanabilir mi?
Sürecin işleyişine bakıldığında hangi aşamada kredi kullanılabilir sorusu akla gelir. Normalde bir gayrimenkul için konut kredisi kullanılmak istenildiğinde , tapuda satış işlemleri ve ipotek koyma işlemlerini aynı anda yapılır. Banka krediyi bu işlemler sonrasında verir.

İcra yoluyla satışlardaki sürece bakıldığında ise durumun banka uygulamasıyla pek örtüşmediği görülür. İcra satışlarında ihaleyi alan kişiden önce gayrimenkulün değerleme bedelinin %20’si teminat olarak alınır, 7 gün içinde satışa itiraz olmaz ise toplamda 10 günlük sürede paranın tamamının ödenmesi beklenir. Para tamamlandıktan hemen sonra da tapuda gayrimenkul, kişinin adına tescil edilir.
Uygulamadaki süreçlere bakıldığında banka, hem normal bir gayrimenkule uygulanan kredi kullandırım aşamalarına uymadığı için, hem de satış gerçekleşse dahi itiraz süresince satışın dava konusu olma riski taşıdığı için icra yoluyla satın alınan gayrimenkullere konut kredisi vermeyi bu şartlarda uygun görmez.

Brezilya'da Konut Kredileri Sorun Çıkarmaya Başladı

Brezilya'da kredi ile beslenen iç tüketici talebi de hızla güç kaybediyor. Araba, elektronik eşya, tatil ve konut için alınan krediler şimdi sorun çıkarmaya başlamış bulunuyor.
Akşam Gazetesi yazarlarından Deniz Gökçe Brezilya'daki ekonomik durumu değerlendirdi.
Brezilya demir, petrol ve soya gibi birçok üründe çok zengin doğal kaynaklara sahip bir ülke olarak ve sergilediği ihracata dönük ekonomi politikaları ile son yıllarda yüksek büyüme oranı elde ederek BRIC denen hızlı büyüyen ülke grubunun parlak oyuncularından biri haline gelmişti.
Ancak Brezilya 2010 yılında yüzde 7.5 büyüdükten sonra 2011 yılında sadece yüzde 2.7 büyüyebilmişti. Şimdi ise Brezilya ekonomisi nerede ise durmanın eşiğinde. Bu nedenle de, Wall Street Journal’a beyanat veren ve geçmişte BRIC kısaltmasını icat eden Goldman Sachs analisti ve gelişen ülkeler ekonomisti Jim O’Neill, “Brezilya en azından yüzde 3.5 on yıllık büyüme ortalaması elde etmediği taktirde BRIC grubundan çıkar!” diyor.
Brezilya analistleri Brezilya’nın 2012 büyümesi tahminini daha önceki yüzde 4 düzeyinden yüzde 2 düzeyinin altına indirmiş bulunuyorlar. Nitekim Credit Suisse 2012 yılı Brezilya için büyüme tahminini geçen ay yüzde 1.5 düzeyine indirmiş.
Brezilya ekonomi yönetimi kendi ekonomilerinin yavaşlamasını gelişen ülkeler Çin ve Hindistan’ın yavaşlaması ve Avrupa’nın yarattığı global durgunluk ile açıklıyorlar. Brezilya’nın önemli ihracat partneri Çin ekonomisi son beş çeyrektir yavaşlamakta idi. Hindistan ise 2012 ilk çeyreğinde yüzde 5.3 büyüdü ama bu son dokuz yılın en düşük çeyreklik büyümesi idi.
Bu şartlar altında Brezilya aşağı yukarı son bir yıldır ekonomisini yeniden büyümeye döndürecek önlemler almaya çalışıyor. Ama gene de örneğin perakende satışların hiç beklenmedik şekilde Mayıs ayında Nisan ayına göre yüzde 0.8 daralmasını önleyemediler.
Brezilya hükümeti ekonomik gidişatı tersine çevirmek, uzun zamandır daralan sanayi üretimini canlandırmak için sanayi ürünü üreten şirketlere teşvik avantajı sağlamak, ülkenin değerlenen parasının değerini düşürmek ve faiz hadlerini de hızla düşürerek büyümeyi yükseltmek çabaları içinde. Ancak işleri zor. Haziran ayında vergi iadesi önlemleri çerçevesinde otomobil satışları artmıştı. Ama ileride ne olacağı belli değil.
Brezilya aslında biraz da kendi daha önceki başarısının kurbanı. Son global kriz döneminde diğer gelişen ülkelere ihracat yapabildiğinden dış talebin kuvvetli olduğu dönemde iç talebi de artırmıştı.
2002 yılında GSYİH oranı olarak yüzde 25 civarında olan toplam kredi oranı son on yılda yüzde 50 oranına yükselmişti. Bu da gayrımenkul fiyatlarını iki misline çıkartırken ve otomobil satışlarını son beş yılda hep rekor düzeyde tutarken, yavaşlama gelince trendler de tersine döndü. Şu anda Brezilya’da doksan günden daha fazla süre geçikmiş ve ödenmemiş kredi oranı tehlikeli bölgeye girmiş ve yüzde 6 düzeyine çıkmış bulunuyor. Bu oran ülkemizde yüzde 3 düzeyinin altında. Hatırlanırsa Türkiye kredi balonuna karşı erken önlemler almış, ama faiz hadlerini yüzde 12 düzeyine çıkarması tavsiye edilirken yükseltmemiş ve koridor yaklaşımı ve karşılık oranları ile kredi balonunu frenlemeyi becermişti. Brezilya ise 2011 yılı Ağustos'unda faizleri yüzde 12.5 düzeyinde tutmuştu. Halbuki ülkenin enflasyonu faizin yarısı kadardı. Şimdi panikleyen Brezilya Merkez Bankası “Selic Rate” denen politika faizini peş peşe düşürerek, yüzde 8 düzeyine indirmiş bulunuyor ve daha da indirmesi bekleniyor.
Brezilya’nın temel sorunlarından biri de yüksek faiz döneminde ülke parasının değerinin yükselmesi olmuştu, bu da Brezilya üreticilerinin uluslararası rekabet gücünü azaltmıştı. Şimdi Brezilya faizi düşürerek parasının değerini de daha hızla aşağıya çekmeye çalışıyor. Geçen Temmuz'dan bu temmuza ülke parası yüzde 27 değer kaybetmiş bulunuyor.
Ancak dünya yavaşlarken son yıllarda üç misline çıkan emtia fiyatları artık artmıyor hatta düşüyor. Bu da ihracatı baltalıyor. Kredi ile beslenen iç tüketici talebi de hızla güç kaybediyor. Araba, elektronik eşya, tatil ve konut için alınan krediler şimdi sorun çıkarmaya başlamış bulunuyor.
Brezilya hükümeti yılda toplam milli gelirin yüzde 38 kadarını vergi olarak topluyor. Şimdi ise vergi indirerek yeniden büyümeye geçebilmeye çalışmak zorunda. Yani bütçe açığını büyütmek zorunda kalacak. Bu sorunlar bundan tam beş yıl evvel denizde sualtında petrol bulan ve petrolü kendi çabası ve kendi şirketleri ile çıkarmaya çalışan Brezilya’nın petrol çıkartma faailyetlerini de baltalayacak.
Birkaç yıl evvel Brezilya’ya akan yabancı sermaye yatırımının şimdi Meksika, Peru, Şili ve Kolombiya’ya döndüğü de konuşuluyor!
Brezilya bugün yıllar önce olduğu gibi ve yeniden çok korumacı bulunmakta! Brezilya’yı izlemeye devam edeceğiz!
Galiba büyüme modelini değiştirmeye mecbur kalacaklar!

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Sarayönü İlçesinde Kentsel Dönüşüm Başladı


16 Temmuz 2012, Kaynak:Saray

Sarayönü'nde kentsel dönüşüm başlıyor. İlçe merkezindeki barakalarla ilgili alınan yıkım kararının uygulanmasının ardından bu alan için hazırlanan projede 20 konut 12 işyerinin ferdi tapuları oluşturuldu.

Rutin faaliyetlerini sürdüren Sarayönü Belediyesi bu hizmetlerin yanı sıra büyük projelerle ilgili çalışmalarını da tüm hızıyla sürdürüyor. Kilitli taş çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Sarayönü Belediye Başkanı Mehmet Güney’in gündeminde önemli projeler bulunuyor.

Geçtiğimiz aylarda ilçe merkezindeki barakalarla ilgili alınan yıkım kararının uygulanmasının ardından bu alan için bir proje hazırladıklarını kaydeden Başkan Güney, “20 konut 12 işyerinin ferdi tapuları oluşturuldu proje tamamlandı. 15-20 gün içerisinde ihaleye çıkıp evlerin satışını yapacağız. İhale talebin fazla olması durumunda Belediye Düğün Salonu’nda, az olması halinde ise Sarayönü Belediyesi Toplantı Salonu’nda yapılacak. Halkımız iş yerlerini ve konutlarını satışlarında konut kredisi veişyeri kredisi kullanabilecekler. Şuanda birkaç bankayla görüşüyoruz. En uygun krediyi veren bankayla anlaşıp vatandaşlarımıza kredi desteği sağlayacağız. Belediye olarak öncelikle halkımızın işyerlerine kavuşmasını ve halkımızın konut sahibi olması için kar amacı gütmeden satacağız. 200 m² alana oturtulacak konutlar 167 m2 net kullanım alanına sahip olacak. Tahminen 100 bin TL gibi bir fiyattan satışa çıkaracağız. Evlerin satışı halkımıza en iyi şekilde duyurulacak. Evlerin satışı herkese açık bir şekilde ihale ile yapılacak” dedi.

Arkası Gelecek

Sarayönülülere doğumdan ölüme kadar hizmet etme anlayışı içerisinde hareket ederek çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Güney, “Bu düşünce ile halka hizmet hakka hizmet anlayışı ile her zaman halkımızın iyiye ve güzele sahip olabilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu bir başlangıç olacaktır. Bundan sonrası içinde ilçe merkezimizde konut ve işyeri projelerimize devam edeceğiz” diye konuştu.

Bakım evi Hızla Yükseliyor

Belediye’nin Sarayönü’nün hemen hemen her mahallesinde bir çalışması olduğuna değinen Güney, “Ramazan ayına girmeden önce mesafe almak için işi sıkı tutuyoruz. İlçemizin ihtiyacı olan hamam, yaşlı bakım evi merkezi, tuvalet inşaatımızda hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu kompleksi Allah nasip ederse Eylül veya Ekim ayı içerisinde ilçe halkımızın hizmetine sunacağız” dedi.

Alt Geçit için Kazma Vurulacak

Sarayönü’nün bir başka kanayan yarası olan tren yolu hattı ile ilgili geliştirilen çözümün en kısa sürede hayata geçirileceğini kaydeden Güney, “İlçe merkezi ve belediye sınırlarını ikiye bölen tren yolu hattında ki sıkıntıyı gidermek için yaya alt geçidinin ihalesini yaptık. Bunu da 90 gün içerisinde ilçe halkımızın hizmetine sunacağız. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde müteahhit firma tarafından inşaata başlanacak” diye konuştu.

Açılışı Halkımla Yapacağız

İlçe merkezinde kilitli taş döşeme ve kaldırım yapımının hızla devam ettiğini ifade eden Güney, “Yukarı, Fatih, Hatıp ve Batı İstasyon Mahallesi’nde çalışmalarımız devam etmektedir. Aynı zaman da İnli Mahallesi, Selimiye Mahallesi ve Yukarı Mahalle üçgeninde bulunan ve mülkiyeti hazineye ait olan arsayı 3 mahallenin en iyi şekilde kullanabileceği bir park haline getireceğiz. 20 yıldır virane şekilde bulunan 1357 m²’lik arsaya aynı zamanda dershane okuma salonu adı altında bina yaparak halkımıza yeni bir sosyal ortam kazandıracağız. Bunların yanı sıra Evcekaya mevkiine yapılacak gençlik, spor ve tarım aletleri müzesinin temelini birkaç gün içinde atacağız. Bu projede MEVKA, Sarayönü Kaymakamlığı ve Sarayönü Belediyesi olarak ortak şekilde hareket edeceğiz. Burada hem gençlerimiz spor yapacak, hem de geçmişte kullanılan tarım aletlerini halkımıza sergilemiş olacağız” dedi.

Güney, yatırımların tamamlanmasının ardından bu tesislerin açılışının halkın katılımı ile yapılacağını belirtti

Brezilya'da Konut Kredileri Sorun Çıkarmaya Başladı


16 Temmuz 2012, Kaynak:Akşam

Brezilya'da kredi ile beslenen iç tüketici talebi de hızla güç kaybediyor. Araba, elektronik eşya, tatil ve konut için alınan krediler şimdi sorun çıkarmaya başlamış bulunuyor.

Akşam Gazetesi yazarlarından Deniz Gökçe Brezilya'daki ekonomik durumu değerlendirdi.

Brezilya demir, petrol ve soya gibi birçok üründe çok zengin doğal kaynaklara sahip bir ülke olarak ve sergilediği ihracata dönük ekonomi politikaları ile son yıllarda yüksek büyüme oranı elde ederek BRIC denen hızlı büyüyen ülke grubunun parlak oyuncularından biri haline gelmişti.

Ancak Brezilya 2010 yılında yüzde 7.5 büyüdükten sonra 2011 yılında sadece yüzde 2.7 büyüyebilmişti. Şimdi ise Brezilya ekonomisi nerede ise durmanın eşiğinde. Bu nedenle de, Wall Street Journal’a beyanat veren ve geçmişte BRIC kısaltmasını icat eden Goldman Sachs analisti ve gelişen ülkeler ekonomisti Jim O’Neill, “Brezilya en azından yüzde 3.5 on yıllık büyüme ortalaması elde etmediği taktirde BRIC grubundan çıkar!” diyor.

Brezilya analistleri Brezilya’nın 2012 büyümesi tahminini daha önceki yüzde 4 düzeyinden yüzde 2 düzeyinin altına indirmiş bulunuyorlar. Nitekim Credit Suisse 2012 yılı Brezilya için büyüme tahminini geçen ay yüzde 1.5 düzeyine indirmiş.

Brezilya ekonomi yönetimi kendi ekonomilerinin yavaşlamasını gelişen ülkeler Çin ve Hindistan’ın yavaşlaması ve Avrupa’nın yarattığı global durgunluk ile açıklıyorlar. Brezilya’nın önemli ihracat partneri Çin ekonomisi son beş çeyrektir yavaşlamakta idi. Hindistan ise 2012 ilk çeyreğinde yüzde 5.3 büyüdü ama bu son dokuz yılın en düşük çeyreklik büyümesi idi.

Bu şartlar altında Brezilya aşağı yukarı son bir yıldır ekonomisini yeniden büyümeye döndürecek önlemler almaya çalışıyor. Ama gene de örneğin perakende satışların hiç beklenmedik şekilde Mayıs ayında Nisan ayına göre yüzde 0.8 daralmasını önleyemediler.

Brezilya hükümeti ekonomik gidişatı tersine çevirmek, uzun zamandır daralan sanayi üretimini canlandırmak için sanayi ürünü üreten şirketlere teşvik avantajı sağlamak, ülkenin değerlenen parasının değerini düşürmek ve faiz hadlerini de hızla düşürerek büyümeyi yükseltmek çabaları içinde. Ancak işleri zor. Haziran ayında vergi iadesi önlemleri çerçevesinde otomobil satışları artmıştı. Ama ileride ne olacağı belli değil.

Brezilya  aslında biraz da kendi daha önceki başarısının  kurbanı. Son global kriz döneminde diğer gelişen ülkelere ihracat yapabildiğinden dış talebin kuvvetli olduğu dönemde iç talebi de artırmıştı.

2002 yılında GSYİH oranı olarak yüzde 25 civarında olan toplamkredi oranı son on yılda yüzde 50 oranına yükselmişti. Bu da gayrımenkul fiyatlarını iki misline çıkartırken ve otomobil satışlarını son beş yılda hep rekor düzeyde tutarken, yavaşlama gelince trendler de tersine döndü. Şu anda Brezilya’da doksan günden daha fazla süre geçikmiş ve ödenmemiş kredi oranı tehlikeli bölgeye girmiş ve yüzde 6 düzeyine çıkmış bulunuyor. Bu oran ülkemizde yüzde 3 düzeyinin altında. Hatırlanırsa Türkiye kredi balonuna karşı erken önlemler almış, ama faiz hadlerini yüzde 12 düzeyine çıkarması tavsiye edilirken yükseltmemiş ve koridor yaklaşımı ve karşılık oranları ile kredi balonunu frenlemeyi becermişti. Brezilya ise 2011 yılı Ağustos'unda faizleri yüzde 12.5 düzeyinde tutmuştu. Halbuki ülkenin enflasyonu faizin yarısı kadardı. Şimdi panikleyen Brezilya Merkez Bankası “Selic Rate” denen politika faizini peş peşe düşürerek, yüzde 8 düzeyine indirmiş bulunuyor ve daha da indirmesi bekleniyor.

Brezilya’nın temel sorunlarından biri de yüksek faiz döneminde ülke parasının değerinin yükselmesi olmuştu, bu da Brezilya üreticilerinin uluslararası rekabet gücünü azaltmıştı. Şimdi Brezilya faizi düşürerek parasının değerini de daha hızla aşağıya çekmeye çalışıyor. Geçen Temmuz'dan bu temmuza ülke parası yüzde 27 değer kaybetmiş bulunuyor.

Ancak dünya yavaşlarken son yıllarda üç misline çıkan emtia fiyatları artık artmıyor hatta düşüyor. Bu da ihracatı baltalıyor. Kredi ile beslenen iç tüketici talebi de hızla güç kaybediyor. Araba, elektronik eşya, tatil ve konut için alınan krediler şimdi sorun çıkarmaya başlamış bulunuyor.

Brezilya hükümeti yılda toplam milli gelirin yüzde 38 kadarını vergi olarak topluyor. Şimdi ise vergi indirerek yeniden büyümeye geçebilmeye çalışmak zorunda. Yani bütçe açığını büyütmek zorunda kalacak. Bu sorunlar bundan tam beş yıl evvel denizde sualtında petrol bulan ve petrolü kendi çabası ve kendi şirketleri ile çıkarmaya çalışan Brezilya’nın petrol çıkartma faailyetlerini de baltalayacak.

Birkaç yıl evvel Brezilya’ya akan yabancı sermaye yatırımının şimdi Meksika, Peru, Şili ve Kolombiya’ya döndüğü de konuşuluyor!

Brezilya bugün yıllar önce olduğu gibi ve yeniden çok korumacı bulunmakta! Brezilya’yı izlemeye devam edeceğiz!

Galiba büyüme modelini değiştirmeye mecbur kalacaklar!

Kredide Eş Rızası Zorunlu Olacak


16 Temmuz 2012, Kaynak: CNN Türk







İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, 1 Temmuz'da yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu'na göre, ticari kredi almak için eşlerden kefalete rıza verilmesi konusunun sıkıntılara sebep olabileceğini belirtti.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, 1 Temmuz'da yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu'na göre, ticari kredi almak için eşlerden kefalete rıza verilmesi konusunun sıkıntılara sebep olabileceğini belirtti.

Yalçıntaş, yaptığı yazılı açıklamada, Türk Borçlar Kanunu'nun 584'üncü maddesine göre, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça eşlerden birinin, örneğin bir banka kredisine kefil olacağı zaman, diğerinin yazılı rızasını alması gerektiğini hatırlattı.

Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte bankaların, yaptıkları yeni kefalet sözleşmelerinde bu hükmü uyguladıklarını anımsatan Yalçıntaş, "Bankalar mevcut bir ticari kredi için daha önceden tahsis edilen limitin kullandırılması durumunda bile, müşterilerine yeni kredi sözleşmesi imzalatmakta ve eşlerden de kefalete rıza gösterdiklerine dair imza istenmekte" ifadelerini kullandı.

Yalçıntaş, şunları kaydetti:

"Ticari kredi almak için eşlerden kefalete rıza verilmesi konusunun sıkıntılara sebep olacağı kanaatindeyim. Eşlerden birisi ticaretle iştigal ederken, diyelim diğerinin hiç ilişkisi yok. Bu durumda, kefalete izin vermesi konusunda izin istenen eş, alışık olmadığından hayır diyebilir. Öte yandan aile şirketlerinde, kendi şirketinin borcuna şahsen kefil olmak isteyen şirket ortakları yönünden eşin rızasının alınması zorunluluğu daha ağır sonuçlar doğuracaktır.

Bu kanun, ne yazık ki tüm evli tacirleri zora sokacak gibi görünüyor. Mesela, kefalete rızası istenen eşin kendi adına malı varsa, kefalete rıza talebi o eşlerde çok önemli endişe ve kararsızlığa sebep olacak. Hele acil kredi durumunda, stresli bir işadamının eşinden kefalete imza talebinin nerelere varabileceğiyle ilgili olarak hiç de iyimser değilim."

Yalçıntaş, daha şimdiden sorunlara ve endişelere sebep olan bu kanunun bir an evvel gözden geçirilmesinin, ticari hayatın sağlıklı sürmesi için çok önemli olduğunu da savundu.

15 Temmuz 2012 Pazar

Tapu İşlemlerini Artık Lisanslı Uzmanlar Yapacak

13 Temmuz 2012, Kaynak:Millyet

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, taşınmaza yönelik aracılık faaliyetlerini belirleyen yönetmelik taslağı kapsamında lisanslı uzman kişileri belirleyerek vatandaşa rehberlik hizmeti sunacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü “Tapu da lisanslı aracılık dönemini” başlatıyor. Oluşturulan yönetmelik taslağına göre artık vatandaşın tapudaki işlemlerini lisanslı uzman kişiler yürütecek. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, taşınmaza yönelik aracılık faaliyetlerini belirleyen yönetmelik taslağı kapsamında lisanslı uzman kişileri belirleyerek vatandaşa rehberlik hizmeti sunacak. Vatandaş ile lisanslı aracı arasında imzalanan sözleşme sonucunda vatandaş tapudaki işlemleri bitince sadece imza atmış olacak. Sistem 2013 yılı içerisinde hayata geçirilecek.

Lisanslar Sınavla Verilecek

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü önce sınav açacak. Sınava en az dört yılık eğitim veren yükseköğretim kurumları ile Tapu ve Kadastro Meslek Yüksek Okulu’ndan veya emlak ve emlak yönetimi konularında eğitim veren en az iki yıllık bir yüksek okuldan mezun olanlar başvurabilecek. Sınava yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş olanlar başvuramayacak. Ayrıca Türkiye’de yerleşim sahibi olmayanlara da sınava başvuru hakkı tanınmayacak.

Lisans Alan Kişilere Eğitim Verilecek

Sınavı kazananlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde kayıt altına alınacak. Sicil kayıtları oluşturulan kişiler daha sonra meslek etiği ve ahlak kurallarına uyacağına dair yemin edecek. Kayıt altına alınan lisans sahiplerine tapu ve kadastro mevzuatı ve uygulamalarına ilişkin konularda en az iki hafta genel müdürlükçe belirlenecek usul ve esaslara göre zorunlu eğitim verilecek. Müdürlük isterse eğitim süresini uzatabilecek. Lisans, kimlik belgesi ve kaşe verilen lisanslı aracılar kendi işyerlerini açıp, işyerlerinin adresini Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bildirecekler. Vergi belgesini genel müdürlüğe gönderen iş yeri sahibi lisanslı aracılar iş yerlerini değiştirdiklerinde 15 gün içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne bildirecekler.

İstihdam Sağlayacak Yeni Bir Sektör Doğacak

Tapu, yeni sistemle birlikte üniversite mezunu birçok kişiye istihdam sağlayacak. Lisanslı aracıların oluşturulması ile birlikte yeni bir sektör doğacak. Evrakta bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ile bürokrasi azalacak. Kâğıt ve zaman israfı önlenecek. Vatandaşın işi daha kısa sürede bitecek ve güvenli denetlenebilen bir kesim doğacak. Vatandaşa danışmanlık hizmeti sunularak tapudaki yığılmaların önüne geçilecek. Emlak sektörü rahatlayacak. Lisanslı aracılar vatandaşın ‘tapu’ işini kısa sürede bitireceği için emlakçıların zaman kaybı önlenecek. Vatandaş isterse aracısız kendi işini kendi yapabilecek. İsteyen emlakçılar da şartları uygun olduğunda lisans alabilecek. Yönetmelik taslağına göre; lisans sahibinin, emlakçılık kapsamına giren işleri yürütmesi ve taşınmaz pazarlama faaliyetlerinde bulunması ile birlikte yine emlakçıların aracılık faaliyetlerinde bulunması ise yasaklanmış olacak.

Lisans Sahipleri Vatandaştan Fiyat Farkı Talep Edemeyecek

Lisans sahibinin hizmeti karşılığında alacağı ücret, asgari ücret tarifesi, her yıl ocak ayının ilk haftası içerisinde genel müdürlük tarafından belirlenip ilan edilecek. Lisanslı aracılar işlerini takip ettiği kişilerden ücretini alacak. Lisans sahibi kişiler, mevcut ücret tarifesini uygulayacak ve fiyat farkı talep edemeyecek. Lisanslı aracıları, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü denetleyecek. Tapu, lisans sahiplerine uyarma, lisansın geçici iptali ve lisansın sürekli iptali cezalarını verebilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yeni projesi ile ilgili olarak “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün bu uygulaması ile vatandaşlarımıza daha hızlı ve çağdaş hizmet sunmanın yanında, tapu aracılık faaliyetine getirilen standart sayesinde çok sayıda yüksek okul ve fakülte mezunu gencimize de kariyerlerine uygun bir iş alanı da sağlamış olacağız ” dedi.

13 Temmuz 2012 Cuma

Kıdem Tazminatından Ev Almak İsteyenlere Destek

12 Temmuz 2012, Kaynak:Milliyet

Çalışanlar, ev almak için kıdem tazminatı hesaplarındaki 30 bin liralık birikiminlerinin 15 bin lirasını ev alırken kullanabilecekler.

Star'ın haberine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinatörlüğünde oluşturulan komisyonun hazırladığı taslağa göre çalışanlar, ev almak için kıdem tazminatı fonunda toplanan tazminatlarının yarısını süreyi beklemeden çekebilecek. Örneğin, kıdem tazminatı hesabında 30 bin liralık birikimi bulunan işçi, ev alırken bunun 15 bin lirasını fondan çekebilecek. Söz konusu tutar, çalışanların konut kredilerinde istenen yüzde 25'lik özkaynak şartının yerine getirilmesi için kullanılacak. Böylece, çalışanların ev almak için 'emekli' olmayı beklemelerine gerek kalmayacak.

10 Yıl Şartı 15 Yıla Çıkarıldı

Bu arada, son olarak hazırlanan kıdem tazminatı taslağında, daha önce 10 yıl olarak belirlenen ilk çekme hakkı, 15 yıla çıkarıldı. Taslağa göre, çalışanlar kıdem tazminatı fonu oluşturulmasının ardından hesaplarında biriken tazminatlarını, 15 yılın ardından çekebilecekler. İkinci kez tazminatını çekmek isteyen çalışanın ise 1.800 gün daha prim ödemesi gerekecek. Bu sürelerin dışında, emeklilik, malullük ve ölüm hallerinde ise kıdem tazminatı fonunda biriken tutarın tamamı çalışan tarafından tahsil edilebilecek. Tazminatlar ise başvurunun ardından en geç 15 gün içinde ödenecek.